Blog

Dünya Tarihine Adını Yazdırmış 3 Bateristi Merak Ediyor Musunuz

Feniks Sanat olarak biliyoruz ki hepimizin hayatında idolleri vardır. Özellikle bateri kursu alan, bateri çalmak isteyen insanlarla konuştuğumuzda ise bu idoller genellikle en iyi bateri çalma tekniklerini öğrendikleri bateristler oluyor. Hal böyle olunca biz de bu yazımızda sizlere, bir baterist olarak tarihe adını yazdıran isimlerden bazıları hakkında kısaca bilgi verme ihtiyacı duyduk.

Ücretsiz bateri kursuna gelip, bageti doğru tutma şeklini öğrendikten sonra hep videolarını izlediğiniz bu isimleri biraz daha yakından tanıtmak istedik. Tabi ki yüzlerce isim var, fakat biz bu yazımızda Rolling Stones web sitesinde, Andy Green’in, okuyucu oylarıyla belirlediği listeden faydalandık. Liste hepimizin yakından duyduğu bazı  modern davulculara yer vermiyor. Biz bunun sebebi olarak da tarihe hala yön veren bu bateristlerin İzmirde bateri dersi alan bir öğrenciye bile hala yol gösterici olarak devam ettiklerini gördük.

Şimdi gelin bu isimleri biraz daha yakından tanıyalım.

1 – John Bonham

Listenin başında, gösterişsiz gibi görünen kusursuz tarzıyla nasıl bateri çalınır sorusuna cevap niteliğinde bir adam duruyor. Bateri çalmaya daha beş yaşındayken, teneke, kahve kutuları ve tencere kaplarıyla öğrenen, daha sonra babasının marangozhanesinde yaptığı bagetlerle ilerleyen Bonham, ilk gerçek bateri setine ise 14 yaşında kavuştu.

Daha sonra bateri kariyerine dur durak bilmeden devam eden John Bonham, ünü sınırları aşan, dünyanın her yerinden milyonlarca insanı peşinden sürükleyen Led Zeppelin grubunun da bateristi oldu. Efsaneleşen bateri soloları, kusursuz tekniği ve tarzının yanı sıra mütevaziliği ile de gönüllerde taht kuran nam-ı diyar Bonzo, kendisine sorulan bir soruya, “Eğer bir gün ünümü kaybedersem inşaat işine geri dönerim, Zeppelin’den önce o işi yapıyordum.” diyecek kadar da mütevazi biriydi.

Geride dünyanın en büyük Rock gruplarından biri ve 300 milyonu aşkın albüm satışı bırakarak 1980 yılında hayata gözlerini yuman Bonzo’dan sonra Led Zeppelin, dağıldı. Robert Plant bu konuda “Arkamıza baktığımızda Bonzo’dan başkasını görmek istemiyorduk” diyerek durumu açıklamıştı.

2 – Keith Moon

“Ahtapot” lakabıyla hızlı bateri çalmak isteyen herkesin ilham kaynağı olan Keith Moon, hayatını müziğe adamış, yalnızca bir enstruman üstadı değil tam bir şov insanı olarak büyük kitlelere hitap etmiştir. Çoğu zaman sahnedeyken insanların kesin arkada başka bir davulcu da var, bir kişi bu şekilde bateri çalamaz dediği Moon, büyük bir kitlenin inancına göre dünyanın en hızlı sağ ayağına sahipti.

Tarihin ilk “Orkestral Rock Davulcusu” olarak adını yazdıran ve 17 yaşında dünyaca ünlü rock grubu The Who ile milyonları peşinden sürükleyen Keith Moon, hızlı bateri tekniği ve hızlı yaşamının bir getirisi olarak da genç yaşta, henüz 32’sinde iken bu dünyadan ayrılmıştır.

Metal, Punk, Grunge gibi görece yeni rock türlerinin ortaya çıkmasındaki ilham kaynaklarından biri olan Moon, Neil Peart ve Dave Grohl gibi pek çok ünlü bateristin de ilham kaynağı olmuştur.

Ölümü de en az yaşamı kadar sansasyonel olan Keith Moon, 1973 yılında grubuyla çıktığı Quadrophenia turunun San Francisco konserinde aldığı aşırı miktardaki “at sakinleştiricileri” ve brendi yüzünden sahne üzerinde hayata gözlerini kapatmıştır. Bu olay hakkında akılda en çok kalan şey ise Gitarist Pete Townshend’in seyircilere “aranızda iyi davul çalabilen var mı?” anonsu üzerine gelen bir hayranlarıyla şov devam etmesidir.

3 – Neil Peart

Modern çağın baterist bilgesi olarak gösterilebilecek bir isim varsa o da kuşkusuz Neil Peart’ın kendisidir. Kusursuz bateri tekniği, yaratıcı bateri soloları, baget kullanımı ve daha pek çok bateriye özgü şeyi istisnasız bir başarı ile hayata geçiren Peart, bununla yetinmeyip söz yazarı olmaya, şarkılar üretmeye hatta kitap yazmaya da meyledip başarılı olan biri. Yalnızca bir müzisyen değil, tam anlamıyla bir sanatçı.

Listedeki diğer iki isim gibi erken yaşlarda başlayan bateri çalma aşkı, onu genç yaşta, yaptığı diğer işleri bırakıp profesyonel baterist olmaya, hayatını bu yolla kazanmaya itmiş. 22 yaşındayken Rush grubunun seçmelerine katılmış ve grup üyeleri, ondan sonraki katılanları dinleme gereksinimi bile duymadan aradıklarını bulduklarını anlamış. O günden sonra da milyonlarca kişinin önünde kusursuz tekniğini ve davula olan bağlılığını sahneye koymuş.

Ancak 1997 yılında, 17 yaşındaki kızının bir trafik kazasından, ondan iki ay sonra da eşinin kanserden ölmesinden sonra hayatını tekrar düzene sokmak için kendini motorsikleti ile yollara vurmuş. O yolculuk sırasında kaleme aldığı Ghost Rider: Travels on the Healing Road (Hayalet Sürücü: Şifalı yollarda seyahatler) kitabıyla adını tekrar gündeme taşırken, geri döndüğü grubuyla da o yıl ödülleri toplamaya devam etmiş.

Tam bir sanat insanı olan Neil Peart, bateri kursuna gelen pek çok öğrenci gibi Matt Cameron ve Mike Portnoy gibi pek çok ünlü ismin de ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

 

 

Contact

Don't be shy, get in touch with us

56 West, 3 Street, Suite 67 Downtown LA, 123

info@fenikssanat.com
0554 895 61 99